Strabon’un Kula’sı, “Katakekaumene”
04 Ekim 2026, Pazar
Strabon’un Kula’sı, “Katakekaumene”

Manisa-Kula, 5 Eylül 2013 Tarihinde 12’incisi düzenlenen Avrupa Jeopark Konferansı’nda Uluslararası Jeopark Kalite Sertifikası’nı alarak, Türkiye’nin ilk ve tek jeoparkı olma unvanını kazandı, Avrupa ve UNESCO Küresel Jeopark Ağı’na dahil edildi.
Sabah saat 07.00’da Karşıyaka / Bostanlı İskelesi yönündeki Havaş Durağında, 07.30’da Alsancak /Lozan Meydanında gezginlerimizle buluşuyoruz. İzmir- Ankara karayolu üzerinden KULA’ya doğru hareket ediyoruz. Yolda uygun bir tesiste kahvaltı ve ihtiyaç molası vererek ilerliyoruz. Salihli üzerinden yolculuk yaparak, ünlü tarihçi Strabon’un YANIK ÜLKE (KATAKEUMENE) olarak bahsettiği KULA Bölgesine giriyoruz. Arkeolojik buluntular, bu bölgenin Taş Devrinden bu yana kesintisiz bir yerleşime sahne olduğunu gösteriyor. Volkanik arazilerle çevrili olan Kula, antikçağlardan başlayarak, tarih boyunca, geçiş yollarının üzerinde yer alır. Bu nedenle çeşitli dönemlerdeki tarihsel veriler sıklıkla bu yörede kesişir. Öte yandan doğa farklı biçimler alır; bir yerde topraktan sıcak sular fışkırır, diğer yanda zaman ve mekan duygusunu karmakarışık eden, büyüleyici güzellikteki, volkan konileri yükselir…
Antik dönemin büyük coğrafyacısı, Amasya doğumlu Strabon (MÖ 64 – MS 24) ansiklopedik bir şaheser olan “Coğrafya” kitabında Kula’yı kömür karası bazalt taşlarından ötürü “Katakekaumene” yani Yanık Ülke olarak adlandırır ve detaylı bir biçimde anlatır; “…bu sahayı geçtikten sonra Katakekaumene diyarına varılır. Bu memlekette, en kaliteli şaraplardan hiçbir eksiği olmayan “Katakekaumenit” şaraplarının üretildiği asmalardan başka tek bir ağaç bile yoktur. Toprağın yüzeyi bir tür külle kaplı olup dağ taş her yer ateşte yanmışçasına simsiyahtır….“
Kula, Bizans döneminde ise bir piskoposluk teşkil ederek Opsikon adını alır. Germiyanoğulları döneminde, Süleyman Şah’ın Kula’yı başkent yaptığı, burada yaşadığı, kenti imar ederek yeniden düzenlediği bilinir. Osmanlı egemenliğine girdikten sonra Kütahya iline bağlı bir kaza olur, 1896 sonrasında ise Manisa’ya bağlanır…
Öte yandan, Kula bir evliyalar diyarıdır. Yunus Emre ve hocası Tabduk Emre Türbesi’nden, Carullah bin Süleyman Camii’ne, kaya mezarlarından tarihi taş köprülere, çeşme ve hamamlara değin zengin tarihi mirasa ait üçbinden fazla yapı koruma altına alınmıştır.
Kula Sokaklarında yürürken böyle çağdan çağa akıp gelen bir sürecin izleriyle karşılaşıyoruz. Güzel Kula Evlerini, örnek olarak restore edilen eski Türk Evini geziyor, sayısız fotoğraf çekmekten kendimizi alamıyoruz… Öğlende Kula lezzetleriyle tanışıyoruz. Kula pidesi ve güveci ile meşhurdur. Özellikle tahinli pidenin tadına bakmadan da geçmeyin diyoruz.
Daha sonra “KULADOKYA” olarak bilinen volkanik kaya oluşumlarını görmeye gidiyoruz. Kula Peribacaları, 2013 yılında İtalya’da düzenlenen Avrupa Jeopark Konferansında Uluslararası Jeopark Kalite Sertifikası aldı. Türkiye’nin ilk ve tek jeoparkı unvanını kazandı. Böylece Avrupa ve UNESCO Küresel Jeopark Ağı’na dahil edildi. KULADOKYA adı yakıştırılan bu doğal çevrede, rüzgârın volkanik kayaları aşındırmasıyla oluşan, Kapadokya’yı andıran görüntüleri seyrediyoruz.
Akşamüzeri gün batımında YANIK ÜLKE BAĞLARI’na gidiyoruz. Göz alabildiğine uzanan özel bağlarda yöre üzümleri yetişiyor ve bölge şarapları dünya çapında ödüller alıyor. Mahzeni geziyor, bölge üzüm ve şarapları hakkında bilgiler alıyoruz. Arzu eden misafirlerimizle tadım yapıyoruz.
Günbatımını keyifle seyrettikten sonra İzmir’e geri dönüş yolculuğumuz başlıyor. Bu büyülü gezi sona ererken, 20.30 civarında İzmir’de oluyoruz.
TAKSİT: İşbank- Vakıfbank- World Kredi Kartlarına vade farkı alınmaksızın taksit yapılabilir
FİYATA DAHİL OLAN HİZMETLER: Ulaşım ve rehberlik
FİYATA DAHİL OLMAYAN HİZMETLER: Öğle yemeği ve içecekler, müze ve ören yeri giriş ücretleri, kişisel harcamalar, tadım ücreti.
NOTLAR
İPTAL KOŞULLARI: