TARİHÇE (TR)

İZMİR YAHUDİ TOPLUMUNUN TARİHİ

Yahudi ya da dinsel kimlikleri ile Musevi topluluğu İzmir kentinin tarihinde çok önemli bir yere sahip olan ve gerek kültürleri ile gerekse de gelenekleri ve yaşam tarzları ile kent yaşamını zenginleştiren bir topluluk olmuştur. Özellikle Osmanlı döneminde kentte sayıları bugünküne göre çok daha yüksek olan ve kent ticaretinde her zaman önemli bir yere sahip olan Museviler günümüzde sayıları azalsa da halen İzmir için önemli bir topluluktur ve bu topluluğun kentte bırakmış olduğu tarihsel değerler kent yaşamı ve tarihi için oldukça önemlidir.

İzmir’de ilk Yahudi cemaatine  M.Ö. 4. Yüzyılda, Büyük İskender döneminde rastlanır ve  muhtemelen Filistin’den İskender tarafından getirilip bu bölgeye yerleştirilmişlerdir.

İzmir’de yaşamış olan Aziz Polikarp zamanında İncil Ege bölgesinde ve İzmir’de Yahudi yaşamından söz eder. M.S. 2. ve 3. Yüzyıllardan kalan bazı Grekçe(Yunanca) yazıtlarda, Yahudi cemaatine saygısızlığın cemaat yönetimi tarafından cezalandırıldığı okunmaktadır. Muhtemelen aynı dönemden bir mühürde Menora figürü görülür. Bu dönemden kalma başka bir yazıt ise sinagogların anası olarak bilinen Rufina adındaki bir bayanın halka duyurusunu içerir.

Ortaçağda İzmir’deki Yahudi nüfusu örgütlenmiş bir cemaat teşkil edemeyecek kadar azalmıştır. 1424 yılında İzmir Osmanlı tarafından fetih edildiğinde, kentte bir Yahudi cemaatinin mevcudiyeti kesin değildir. Ege’nin diğer kentlerindeki Yahudi yaşamı hakkında bilgi olmasına rağmen, İzmir Yahudileri ile ilgili bilgilere ancak 17. Yüzyılın başlarında rastlanmaktadır. Tarihçi Galante’nin yazılarında, eski Yahudi mezarlığı olan Bahribaba Maşatlığında 1565 tarihini taşıyan bir mezar taşı gördüğü belirtilir.

16.yüzyılın sonlarından itibaren kentin bir ticaret merkezi olmaya başlaması üzerine Manisa, Tire gibi civar kasabalardan, Selanik ve İstanbul’dan gelip bu kente yerleşen Yahudilerle, Cemaatinin örgütlenmesi Haham Jozef Eskapa önderliğinde 1625 yılından itibaren başlar. 1620 yılında İzmir’de 6 sinagogun mevcut olduğu bilinmektedir.

Değişik seyyahların yazılarından, gazetelerden ve daha sonra salnamelerden elde edilen verilere göre, İzmir Yahudi nüfusu geçen yüzyıllar süresinde istikrarsız bir yol izlemiştir.  1743, 1772,1841 yıllarında çıkan yangınlar ve 1688, 1778 ve 1850 yıllarında meydana gelen depremler Yahudi mahallelerini ve sinagogları yok ederken, veba ve kolera salgınları  da bu topluluğun nüfusunun azalmasına neden olmuştur. Diğer yandan da Orta Avrupa ile Rusya’dan Aşkenaz Yahudilerin İzmir’e göçü ile Yahudi nüfusunun bazı dönemlerde yükseldiği görülmüştür.

20. yüzyılın başlarında İzmir’de 50’ye yakın Sinagog ve Midraş (okuma odası) etkin bir şekilde kullanılmaktaydı. 1908-1920 yıllarında ekonomik nedenlerden dolayı 30.000 kadar Yahudi’nin İzmir’den ABD ve Güney Amerika’ya göçü ve 1948 yılında yer alan İsrail göçü İzmir Yahudi nüfusunun 2500’e kadar inmesi ile sonuçlandı. Bugünlerde İzmir Yahudi nüfusu 1700 civarındadır.

İzmir sinagogları genel olarak  yerel özellikler ifade eder. Sinagoglarının ana ibadet mekânına çoğunlukla Midraş’tan girilir  ve  Ehal üçlü bir yapıya sahiptir. Doğu duvarının ortasında bulunan Ehal’in (kutsal kitaplar dolabı) iki yanında aynı tarzda yapılmış birer gömme dolap bulunur ve üçü kutsal kitaplar barındırırlar.

İzmir sinagoglarının bir diğer özelliği de merkezi planla yapılmış olmalarıdır. Teva (kürsü), sinagog  tavanını destekleyen dört sütunun ortasında konumlandırılmış olup, tavanı ve  sinagog alanını dokuz bölüme ayırır. Daha geç dönemlerde, bazı sinagoglarda merkezi plan Ehal’in iki tarafına yerleştirilen çift Teva yapısı ile değiştirilmiştir.

İZMİR SİNAGOGLARI

DİĞER YERLER