İZMİR ZAFERİ – Dr. Erkan Serçe

3 Gün 4 Gece

799.00

26 Ağustos’tan 9 Eylül’e Günü Gününe

İZMİR ZAFERİ

Hazırlayan: Dr. Erkan SERÇE
İzmir Büyükşehir Belediyesi Yayınları – Ekim 2023


Giriş
Dr. Erkan Serçe

1934 yılında Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Paşa, Yunanistan eski başbakanı Eleftherios Venizelos tarafından Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterildi. Yunanistan’da ana muhalefet partisinin genel başkanı olan Venizelos hem krallık hem de cumhuriyet dönemlerinde, 1910-1933 yılları arasında aralıklarla tam yedi kez başbakanlık yapmıştı. Türkiye açısından bunların içinde en önemlisi, Yunanistan’ın Osmanlı Devleti’ne savaş ilan ettiği, Osmanlı Devleti’nin savaştan yenik çıkması üzerine, başta İzmir olmak üzere Batı Anadolu sahillerinin Yunanistan tarafından işgal edildiği 1917-1920 dönemiydi. Bu dönemde başlayan büyük Yunanistan düşleri, Mustafa Kemal Paşa öncülüğünde verilen Kurtuluş Savaşı’yla Anadolu topraklarına gömülmüş, binlerce insan yaşamını ya da yakınlarını kaybetmiş, yüzbinlerce insan yaşadıkları yerleri terk etmek zorunda kalmıştı. Bu süreçte gittikçe keskinleşen Türk-Yunan düşmanlığı 1928’e kadar hızını kaybetmedi. 1928’de başlayan yumuşama süreci, 1930’da imzalanan Türk-Yunan Paktı ve Venizelos’un Mustafa Kemal Paşa’yı Nobel Barış Ödülü’ne aday göstermesinden kısa süre sonra imzalanan Balkan Antantı’yla oluşan bir barış ortamıyla devam etti.

Venizelos, Mustafa Kemal Paşa’yı Nobel Barış Ödülü’ne aday olarak gösterdiğini açıklayan ve Nobel Ödülü Komitesi Başkanlığı’na gönderdiği üç sayfalık mektubunda, Türkiye ile Yunanistan arasındaki düşmanlığın nedenini Osmanlı İmparatorluğu ve sultanlarının mutlakiyetçi yönetimine bağlıyordu. Mustafa Kemal Paşa’nın muhasımlarına karşı verdiği yaptığı milli harekâtın galibiyetle sonuçlanmasını müteakip 1923 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması, bu istikrarsızlığa son vermiş, Türkiye ulusal sınırları içinde Yakın Doğu’da barışın gerçek bir savunucusu olmuştu .

26 Ağustos 1922’de başlayan ve 9 Eylül’de İzmir’in kurtuluşuyla yeni bir aşamaya gelen Büyük Taarruz, öncesi ve sonrasıyla bir yandan işgalci güçlerin temizlenmesini sağladı. Ancak bunun yanında, Venizelos’un vurguladığı gibi, teokratik bir rejim içinde yaşayan, din ile hukuk kavramlarının birbirine karıştığı çökme yolundaki bir imparatorluğun yerini güç ve hayat dolu modern ve milli bir devlet almasını sağlayarak barışın kapısını açtı. Bu çerçevede 9 Eylül 1922, İzmir’in kurtuluşu olmanın ötesinde Türkiye’nin kurtuluşuyla özleştirilmiş, giderek yeni Türkiye’nin kurulmasını sağlayan bir aşama, kalıcı barışın kurulmasını sağlayan bir gelişme, Avrupa emperyalizminin sindiği, hatta Türk – Yunan dostluğunun tohumu atıldığı gün olarak değerlendirilmiştir.
Bu çalışmada 26 Ağustos 1922’den başlayarak İzmir’in kurtuluşuna uzanan sürecin dönemin Türk basınına yansıyan haber ve yazılarından örnekler bir araya getirilmektedir. Günümüzde de tartışılmaya devam eden bir konu olarak İzmir yangını konusunda dönemin basını aracılığıyla aktarılan haberler, tanıklıklar ve resmi açıklamalara yer verilmiştir. Kitabın son bölümünde, İzmir’in kurtuluş günü olan 9 Eylül’e ait, kurtuluşun en önemli tanıkları, hatta amilleri olan subayların anıları yer almaktadır. Bunların ilki, 2. Süvari Tümeni Komutanı Miralay Ahmet Zeki Bey, Kadifekale’ye Türk bayrağını çeken 4. Alay Komutanı Binbaşı Reşat Bey ve Hükümet Konağı’na Türk bayrağını çeken Yüzbaşı Şerafettin Bey’in 1923 yılında Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan anılarıdır . Son olarak 1925 yılında yayınlanan İzmir’in Kurtarılışı adlı kitabın günümüz diline aktarılmış metni bulunmaktadır. Bu kitap, Ak Gün takma ismiyle 1925’te basılmıştır. Ak Gün, İzmir’e ilk giren II. Süvari Tümeni Komutanı Miralay Ahmet Zeki [Soydemir]’den başkası değildir. Miralay Ahmet Zeki Bey, 1924 yılında Jandarma Genel Komutanı olarak atanmış, 1934 yılında emekli olana kadar bu görevini sürdürmüş ve sonrasında uzun yıllar milletvekilliği yapmıştır. İlk yayınlandığı dönemde, Ak Gün takma adıyla yayınlanan İzmir’in Kurtarılışı adlı kitabın Miralay Ahmet Zeki tarafından kaleme alındığı biliniyordu. Hatta başta İzmir’de yayınlanan Anadolu olmak üzere pek çok gazete 9 Eylül günlerinde Ahmet Zeki’nin adını vererek bu kitaptan bölümler aktarıyordu. Ancak II. Dünya Savaşı’nın yıldırıcı atmosferi içinde 9 Eylül’ün gazete sayfalarındaki yerinin küçülmesi anıların unutulmasına, ilerleyen zamanda da yazarının unutulmasına neden oldu.

1922’de Anadolu’da meydana gelen olayların İstanbul ve İzmir kamuoyunda izlenmesini sağlayan en önemli kaynak, ağır sansür koşullarına rağmen basındı. Sakarya Savaşı sonrası İstanbul’da hâkim olan İngiliz sansürü hafiflerken, İzmir’de baştan itibaren ağır olan Yunan sansürü şiddetini arttırmıştı. İstanbul’da yayınlanan gazetelerin büyük çoğunluğu, bazı politikalarına karşı olmakla birlikte Ankara yanlısı bir tutum sergilemekten çekinmiyordu. Ahmet Emin [Yalman]’ın Vakit, Celâl ve Suphi [İeri] kardeşlerin İleri, Velid Ebuzziya’nın Tevhid-i Efkâr, Ahmet Cevdet [Oran]’in İkdam, Necmeddin Sadak’ın Akşam, Behçet Kâmil’in Tercüman-ı Ahval gazeteleriyle Karagöz, Güleryüz ve Ayine adlı mizah dergileri bu çerçevede değerlendirilebilir. Anadolu hareketine muhalif olan basının öncülüğünü Refii Cevat [Ulunay]’ın Alemdar, Ali Kemal ve Mihran Efendi’nin gazetelerini birleştirmesiyle yayınlanan Peyam-ı Sabah çekiyordu (4) .

İzmir’de yayınlanan gazetelerden Emin Süreyya’nın Islahat, Mehmet Refet’in Köylü ve Mehmet Sadık’ın Müsavat gazeteleri Ankara hükümetine muhalefeti seçmişti. Cevriye İsmail [Uyum]’un Ahenk, Mehmet Sırrı [Sannı]’nın Sada-yı Hak ve Halil Zeki [Osma]’nın Şark gazeteleri ise ağır baskı altında sessizliklerini koruyorlardı (5)

Anadolu’nun işgal altında olmayan çeşitli yerlerinde yayınlanan gazetelerin büyük çoğunluğu Milli Mücadele taraftarı, Müdafaa-i Hukuk cemiyetlerinin yayın organları ve Ankara’nın destekçileriydi. Bunların içinde özellikle, adını Mustafa Kemal Paşa’nın koyduğu, Recep Zühtü [Soyak]’ın Hâkimiyet-i Milliye (Ankara), Esat ve Vasıf [Çınar] kardeşlerin İzmir’e Doğru (Balıkesir), Yunus Nadi [Abalıoğlu]’nin Anadolu’da Yenigün (Ankara), Ahmet Hamdi [Çelen] ve Hüsnü [Açıksöz]’nün Açık Söz (Kastamonu), Yusuf Mazhar’ın Babalık (Konya), Haydar Rüştü [Öktem]’nün Antalya’da Anadolu (Antalya) ve Faik Ahmet’in İstikbal (Trabzon) gazeteleri sadece yayımlandıkları vilayetlerde değil, gizlice sokuldukları İstanbul ve işgal altındaki diğer yerlerde de etkili olmuşlardı.

Nitekim 26 Ağustos’ta başlayan Büyük Taarruz, ertesi günden başlayarak önce Anadolu’da yayınlanan gazeteler aracılığıyla duyuruldu. İstanbul gazetelerinin 28 Ağustos’tan itibaren duyurmaya başladığı savaş haberleri karşısında İzmir gazeteleriyse tamamen sessizdi. İzmir gazeteleri ancak 7 Eylül’den itibaren sütunlarında savaştan söz etmeye başlayabildiler.

Fakat gazetelerde savaş haberlerinin olmaması, İzmir’lilerin savaş konusunda bilgilerinin olmadığını göstermiyordu. İstanbul’a 31 Ağustos tarihli olarak gönderilen bir mektupta, 27 Ağustos’tan başlayarak Basmahane istasyonuna Uşak’tan her iki saatte bir gelen vagonların yaralılarla dolu olduğu yazılıydı. Hastanelerde yer kalmamış, okullar ve sinema salonlarına el konularak hastaneye dönüştürülmüştü. Dolaşan rivayetler savaş gerçeğinin çoktan anlaşılmasının ötesine geçildiğini, Punta iskelesine Trakya’dan getirilen takviye güçlerinin getirilmesi ve şehirde firari Yunan askerlerinin varlığı, Yunan ordusunun bozguna uğradığı olasılığının İzmir’de farkına varıldığını gösteriyordu . İlerleyen günlerde Birdenbire İzmir Körfezi’nin savaş zırhlılarıyla dolması, resmi ve sivil, irili ufaklı sayısız ve yükü olmayan geminin limana yanaşması, Yunan resmi görevlilerinin aileleriyle birlikte şehri terk etmeye başlaması, İzmir’i dolduran mülteciler ve anlattıkları, şehirdeki Hıristiyan sakinler üzerinde kaygıları arttırırken, Müslüman halk üzerindeyse sevinç dalgası yaratmakta gecikmedi. Kentte yaşanan bu “kıyametengiz” kargaşa, İzmir’in kurtuluşunun gittikçe yaklaştığının kanıtıydı.

Anadolu ve İstanbul gazeteleri Anadolu Ajansı tarafından duyurulan Ankara yönetiminin resmi tebliğleri dışında, gerek kendi kaynaklarından, gerek yabancı ajansların Avrupa’nın çeşitli şehirlerinde yayınlanan gazetelerdeki haberlerinden gelişmeleri takip etmeye ve okuyucularına duyurmaya çalışıyordu. Haberler birbiriyle zaman, yer ve kişiler konusunda birbirine karışsa da Yunan ordusunun geri dönülemeyecek bir bozguna uğradığı, Türk askerlerinin İzmir’in kapısına dayandığı artık kesinlik kazanmıştı. 13 Eylül’de başlayan İzmir yangını, İzmir’in önemli kısmını yok ederken dış dünyayla bağlantısının da büyük ölçüde kesilmesine yol açtı. Tahrip olan telgraf ve posta haberleşmesi ancak Eylül ayının sonlarında kurulabildi. Bu arada Türk basını resmi tebliğler ve İzmir’den İstanbul’a gelebilenlerin tanıklıklarıyla yetinmek zorunda kaldı. İzmir’deki muhabirlerin ve yazarların makalelerini kaleme aldıkları tarihle gazetede yayınlandıkları tarih arasında on güne varan farklar dikkat çekmektedir. Haberleşme ağının tekrar kurulduğu Eylül ayının sonlarında ise İzmir gündemdeki yerini, büyük ölçüde ateşkes konusundaki çalışmalara bırakmıştı.

NOT: İlerleyen sayfalarda yer alan gazete haber, yazı ve anı metinleri, yazıldıkları dönemdeki kelime ve kavramlarıyla günümüz okuyucusuna ulaşmakta sıkıntı oluşturabileceği düşüncesiyle, olabildiğince aslına sadık kalınarak sadeleştirilmiştir.


DİPNOTLAR:

1. Mektup için bkz. Atatürk’ün Millî Dış Politikası (Cumhuriyet Dönemine Ait 100 Belge) 1923-1938, C. II, Kültür
Bakanlığı Yayınları, Ankara 1981, s. 241-245; Ayrıca, Zafer Çakmak, “Venizelos’un Atatürk’ü Nobel Barış Ödülü’ne Aday Göstermesi”, Erdem, Yıl 2008, Sayı 52, s. 91-110.
2. Abidin Daver, “İzmir’in Kurtuluşu”, Cumhuriyet, 9 Eylül 1933; İsmail Hakkı [Ocakoğlu], “9 Eylül Türk Vatanının Kurtuluş Günüdür”, Yeni Asır, 9 Eylül 1933.
3. Bu anılar 1955 yılında 30 Ağustos Hatıraları başlığıyla yayınlanan derlemede sadeleştirilerek yer almıştır.
4. Bkz. İzzet Öztoprak, Kurtuluş Savaşında Türk Basını, Türkiye İş Bankası Yayınları, Ankara, 1981; Orhan Koloğlu, Türk Basını Kuva-yı Milliye’den Günümüze, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara, 1993.
5. Zeki Arıkan, Mütareke ve İşgal Dönemi İzmir Basını (30 Ekim 1918-8 Eylül 1922), Atatürk Araştırma Merkezi, Ankara, 1989.

6. Akşam, 4 Eylül 1922.

Rezervasyon Formu

Rezervasyon Formu

Bu bir ön rezervasyon formudur. Lütfen telefonla teyit alınız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Turlar

İZLANDA

14 - 20 Kasım 2025 / 6 Gece - 7 Gün
İstanbul > Reykjavik direkt uçuş
Buzul gölleri, Lav tarlaları, Gayserleri, Yanardağları, birbirinden güzel şelaleleri ve kuzey ışıkları ile bambaşka bir dünya!

2 KİŞİLİK ODADA KİŞİ BAŞI: 2.150 € + UÇAK BİLETİ
2.150.00

BÜYÜK BALKAN TURU

28 Eylül – 4/5 Ekim 2025 / 6 Gece - 8 Gün
İzmir'den direkt uçuş
İzmir'den direkt uçuşlarla, Kosova dahil 6 ülke, 4-5* oteller, turlar, Makedon Geceleri dahil, ayrıcalıklı bir tur!

2 KİŞİLİK ODADA KİŞİ BAŞI: 875€'DAN BAŞLAYAN KADEMELİ FİYATLARLA
875.00

TİFLİS’TE BAĞ BOZUMU

12 /13 -16 Eylül 2025, Cuma / Cumartesi – Salı
Acente Satışı
İzmir'den direkt uçuşlar, Tiflis’te 4* otelde konaklama, turlar, teleferik, tadımlar ve "Gürcü Gecesi” dahil!

2 KİŞİLİK ODADA KİŞİ BAŞI: 540 €
540.00
error: Content is protected !!